Warning: Use of undefined constant wp_cumulus_widget - assumed 'wp_cumulus_widget' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /nfs/c10/h08/mnt/175528/domains/nida.web.tr/html/wp-content/plugins/wp-cumulus/wp-cumulus.php on line 375
Göl Canavarı Denince… | Nida

Yaşanmışlıklara dair…

Haziran 1989 – 1990 Bitlis -Ahlat

Babamın ilk tayin yeri ; Beş minaresi ile meshur Bitlis’e bağlı, Van Gölüne kıyısı olan şirin bir ilçe’dir Ahlat…

Çocukluk hatıralarım arasında birçok unutulmazlar var. Bunlardan biri de “AHLAT”  ismini duyduğumda hatırlattıklarıdır.

Çocukluğumda ben hep o Van Gölü Canavarı efsanesi sohbetlerinin yapıldığı zamanlarda suda(gölde) canavar çıkacakmı diye annem ile beklerdik, ama hiçbir zaman canavarı göremezdik. Göremezdik ama yine de umutla her gün bakardık. Çünkü o efsane göl canavarı herkesin hayal dünyasına ait bir varlıktı. Belki de  van gölü canavar efsanesini medyalıktan uzak olduğu için duyumlar alamıyoruz artık.  Oysa hayal etmekte bir çabadır. Hala ‘o derinliklerde mi’ dir diye düşünmüyor değilim hani…

Henüz 5 yaşındaydım. Kız kardeşim Seda 2 yaşında daha henüz bebek denilecek yaşında… Günler, aylar peşi sıra birbirini kovalayan saatler…

Ve okul dönemim başlar… Sene 1990- 1991

Okumayı, yazmayı öğrendiğim Ergezen İlk Öğretim Okulu… ‘ İlk Okulum’

 

Canım Atakan öğretmenimi rahmetle anıyorum. (Nur içinde yatsın…)

Koşusturduğumuz o bahçe şimdi hayallerde hatırladığımız sadece bir an… Şimdi bakıyorumda arkadaşlıklar, paylaşımlar hepsi teknolojiye yenik düştü. Aklımıza gelebilecek açık havada oynadığımız oyunları da sokaktan evlerimize yani ekranlara taşıdı.

Öyle ya; nasıl olsa internetten hazır oyunlar bulmuyorlar mı?

Ne tuhaf oysa ki; yakar top, saklambaç, seksek, çember çevirme,  lastik ile ip atlamaca, mendil kapmaca, körebe, istop, aç kapıyı bezirgân başı oyunu, çikletten ve gofretten çıkan resimli kartlarla oynayıp çeşit çeşit biriktirmenin biz meraklı çocukların iç dünyamızı yansımasıydı belkide… Hatırlıyorumda erkek arkadaşlarımızın telden araba sürme gibi bir sevdaları vardı. Ya şimdi ki çocuklar çeşit çeşit al yine de yetinmeyi bilmiyolar. Hep al, hep al istiyorlar.

Ve Ahlat… Bir rivayete göre;

“ Van Gölü’nün bu müstesna kıyısında hüküm süren Urartu Kıralı “Lat” Med’lerin saldırısına dayanamayınca şehir düşer ve hükümdar da ağır yaralar alır. Babasının başını dizine koyan hükümdarın kızı “Ah!” çekerek ince ince gözyaşları dökmektedir. Kızın “Ah! Lat , Ah! Lat” diye yükselen feryadı, Med’lerin şehre girmesine kadar devam eder . Urartu Kıralı hayata gözlerini yummuş ancak bilmeyerek çok sevdiği bu şehre ismini vermiştir.”
Şüphesiz bir efsane ama doğrusu hoş yakıştırılmış. Bunun yanı sıra ilçenin ismi islami literatürde “Hilat” olarak geçer .

YAŞAM…  HAYATI PAYLAŞTIKÇA NEFES ALDIĞINIZ O YERLERDE…

Babamın her görev sonrası istirahatli günlerinde,  birbirlerine yakın  olarak  yapılmış Selçuklu Mezarlığı, kümbetler, köprüler ve Van Gölüne gezintilerimiz,  samimi olarak söylüyorumki  hala oraların gözümde ve gönlümde tütüyor olması…

 

 

NERELERE GİDİLİR

Tarih tütsüsünün yakıldığı ve tüm ilçeye buram buram tarih kokusunu hissettiren, yaşatan o yer… Ahlat…

  • Ahlat Kalesi
  • Ahlat Müzesi
  • Mezar Taşları
  • Mağara Evleri
  • Merden Baba Mesir yeri
  • Haydar Kalesi
  • Osmanlı Kalesi
  • Eski Kale ve dahası…

 

  • Abdurrahman Gazi Türbesi

Abdurrahman Gazi’nin türbesinde, Hz. Ömer döneminde, İyaz Bin Ganem komutasındaki İslam ordusu ile Doğu Anadolu’ya sefere çıkan Hazreti Muhammed’in (S.A.V) sancaktarı Muaz bin Cebel’in oğlu Abdurrahman Gazi yatmaktadır. Abdurrahman Gazi için şehit düştüğü yerde yapılan türbe, 1974 yılında Ahlat Taş Ustası Tahsin Kalender tarafından aslına uygun bir şekilde yeniden restore edilmiştir.

  • Büyük Selçuk Mezarlığı;

Anadolu’da Türklerin uğrak yeri, zahid, abid, imam ve hafızların menşei olan Kubbet-ül İslam olan Ahlat’ta Türk kültür tarihi bakımından olduğu kadar, sanat tarihi yönünden de büyük önem arzeden yüzlerce mezar taşı vardır. Büyüklük ve yapılarıyla korkunç bir tesir uyandıran bu mezarlar, 900 senelik bir Türk-İslam şehri olan Ahlat’ta toplanmışlardır.

 

  • Ahlat Kümbetleri;

İslam öncesinde Türklerde bu sanat”Kurgan” şeklinde gelişmiştiR. Kümbet mimarisi XI. asırdan itibaren yani Selçuklular döneminde başlar. Bu tip mezar abidelerine Horasan’dan Anadolu’ya kadar Türklerin yayılma yolları üzerinde rastlamak mümkündür. Ahlat kümbetleri genel olarakiki katlıdır. Alt kat tonozla örtülmüş mezar odası, üst kat dua ve ibadet
odası olarak düzenlenmiştir. Silindirik ve çokgen planlı gövdenin üzeri konik veya piramidal külah ile örtülmüştür.

  

  • Emir Bayındır Köprüsü :

Bayındır kümbetinin batısında, Tahtı Süleyman mahallesini ayıran derenin üzerinde kurulmuş olan Ahlat Bayındır köprüsü 15.yüzyılın değişik sivil mimarisini aksettiren bir yapıdır. Küçük bir yapı olmasına rağmen o devrin kervan ve yayaların geçmesine elverişli merdivenli yolu ile dikkat çekmektedir. Derenin iki yakası arasında önce düz olan köprünün, tek açıklığını takiben batıya doğru dönerek keskin bir dirsek meydana getirmektedir. Bunun, suların fazla olduğu zamanlarda dayanıklılığı arttırmak için yapıldığı anlaşılmaktadır.

Bayındır Köprüsüne dair..

O yıllarda lojmandan babamın görev arkadaşlarının çocukları ve arkadaşlarım Abdullah ve Ahmet’in sünnetlerinde Ahlat, Van gölü kıyısınca gezintiye çıkmıştık. O günleri hatırlamak ve hala süren arkadaşlığımızın pekişmesi, ortak noktamız memleketimiz Ankara…

Ahlat Bastonu hakkında genel bilgiler;

Ve Ahlat’ın tarihine baktığımızda el emeği, göz nuru bastonlar göreceğiz… Ankara’ya gitmeden önce rahmetli dedeme yaptırdığımız Ahlat Bastonu…

Özelliği  ceviz ağacından yapılıyor olması, bazen vişne ve kiraz ağacından da imal edilebilmektedir. Bu konu hakkında çeşitli kaynaklardan edindiğim bilgiler; süslemede boynuz kullanılıyor. Bunun yanı sıra oyma ve yontma tekniği ile yapılan bastonlarda kilim motifleri ve Selçuklu süsleme motifleri kullanılıyor. 93-95 cm. uzunluğunda yapılan bastonların boyları özel siparişlere göre değişebilmektedir. Baş tarafları top, kuş, koç, kurt, at kafalarına benzetilerek yapılan bastonlar bazen içi boş, kılıç konulabilen silah türünde de imal edilmektedir.  

 

Ahlat

Van Gölü yanına yatmış yamaca,
Gölü seyrederek durursun Ahlat.
Tarihi tamamen bağrına basmış,
Tarihinle birlikte uyursun Ahlat.
Doğunun bağrında duran bir cevher,
Gönüllerde taht kurmuş bir cansın Ahlat.
Tarih çizgisiyle bezenmiş her yer,
Açık hava müzesisin sen Ahlat.
Abdurrahman Gazi, Dede Maksutlar,
Çifte kümbet ile Erzan Hatunlar,
Daha sayamadık binler milyonlar,
Bağrında yatıyor şu anda Ahlat.

Serpilmiş üstüne bir desen gibi,
Mezar taşın bir anıttır be Ahlat.
Türklüğün beşiğisin belli halinden,
Bütün bunlar bir kanıttır be Ahlat.

Alparslan’ı sen yolladın zafer’e
Kubbetül islamsın dünden bugüne,
Seninle inliyor bak dağ taş dere,
Tarihte makamın yücedir Ahlat.

Her yerin bir tarih,Her metren sevda,
Parlayan yıldızsın Doğu Anadolu’da
Cevizin,kayısın ahlat taşın, bastonunla,
Görülmeye değer bir yersin Ahlat.

B.Hayrettin Bilgiç’in kaleminden…

 

Sohbete katılın

7 yorum

  1. cnm ablacım bi kısmını biliodum ama inanki bilmediğim yÖNlerı coğunluktaymıs.. süper bi yazı olmus çok basarılı.. bilgilendir bizleri we çok akıcı bir dille yazıo olmanıda ayrıca tebrık edıorum bunlar İLTİFAT DİİL OLANI YAZIORUM … !!

    1. Evet… Seduş’um minnacık ele avuca sığan bir bebektin… 🙂 Şu anda aklıma gelen Çarko soğuk su akıntısıyla hatırladığım dere’de kamlumbağa’lar ile oynadığımız… Raziye teyzeler ile pikniğe gittiğimiz o yeri makalem de yazmayı unutmuşum. Buradan yad etmiş olalım. 🙂 Aslında o yerlere ait çok fotografımız var da taratmalıyız. Bu görev de benim olsun hehhe.. öpüldün..

  2. Gezdim, gördüm, bildim lakin keşke Nida ‘yı okusaymışım dedirtecek kadar etkileyici ve güzel bir anlatım.. Betimlemelerin ve yaşanmışlıkları anlatışın zorla yaşatıyor insana o anıları.. Bitlis.. Gören gözler ile görülmüş sün ne mutlu sana.. Sana gelince Nida.. Kalemine üslubuna hayran kaldım, keşke günümüz bazı yazarları senin kadar olsa dedirttin.. Ellerine, yüreğine ve emeğine sağlık..

  3. Çok teşekkür ederim, onur duydum. Beni çok yücelttiniz… Kendi düşüncelerimi, yaşanmışlıklarımı ve yaşayacaklarımı; ismimin, ayna olup burada yansıması ve sizlerin beğeni ile yorumlamanız çok keyif verici… Aynı hakikati açıyordu ismimin anlamı ‘sesleniş’ NİDACA, bana sunulan bu keyifli platformu hediye eden sevgilime de bu vesile ile teşekkür ediyorum…

    1. Süper olmuş yazın. Ayrıca asıl ben teşekkür ederim bitanem…

  4. çok güzel olmuş canım 🙂 sökemizide tanıtmanı bekliyorum bi ara 😉

    1. Tatlım, çok teşekkür ederim… Aklımda… Buraları yazmaya başladım taslak halinde, söke’li olan ilk ağızdan seninle kafa kafaya verelim, beni memnun edecek, emin ol.. Özellikle, Söke Ovası’nın verimliliğinden bahsedelim hehhe… 🙂

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir