Warning: Use of undefined constant wp_cumulus_widget - assumed 'wp_cumulus_widget' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /nfs/c10/h08/mnt/175528/domains/nida.web.tr/html/wp-content/plugins/wp-cumulus/wp-cumulus.php on line 375
Gülmek ya da Gülmemek | Nida

Gülmek ya da Gülmemek

Bugün sabah arkadaşımın e-mailime göndermiş olduğu bu alıntı ile güne başladım…

Üzüntü-sevinç, gülmek ya da gülmemek valla buna siz karar verin.

Baba ve çocuğu arasında geçen o ilginç dialog…

Hayır yani babanın kıza olan yaklaşımı hayretler verici. Ülkemizde bu tip vakalar yaşanıyor, yaşanıyor da bu şekil baba-kız arasında geçen trajikomedi gibi olmuyor…

Hadi, son zamanlarda yüzümüze yerleştirdiğimiz stres görüntülü  maskeyi çıkartalım birazcık 🙂  

* * *

KÖTÜ BİR HABER VERMENIN EN AKILLICA YOLU NEDİR

Istanbul’da üniversitede okuyan genç kiz Ankara’daki babasına telefon etmiş:

 -“Baba, meraba. Ben Lale….”

 -“Ooooo. Güzel kızım benim. N’abersin bakalım?…”

-“Hiç sorma babacıgım. Hiç keyfim yok valla…”

-“Hayirdir? Bi sorun mu var?…

Kız ağlamaya başlar; babası ise üzüntü ve meraktan kafayı yemektedir:

-“N’ooldu kizim? Anlatsana…” -“Murat evi terketti. Boşanmak istiyormuş…”

-“Ne evi lan? Ne boşanmasi? Sen ne zaman evlendin de boşanıyorsun?…”

 -“Hani senin hiç hoşlanmadıgın esrarkeş çocuk vardı ya. Ben onunla evlendim.”

 -“Iyi halt ettin, zilli. Neyse, artik yapacak bi sey yok. Versin mahkemeye, hemen boşanın…”

-“Boşanalım ama benden 10 milyar istiyor. Eğer vermezsem, iyi zamanlarımızda çektigi çıplak fotograflarımı İnternetten herkese yollayacakmış….”

 -“Püüh. Rezil… Çıplak fotograf çektirdin, öyle mi?”

-“Ama babacıgım. O benim kocamdı. Ne biliyim böyle bir pustluk yapacağını.”

-“Peki. Olan olmuş artık. Yarın havale ederim parayı…Ögleden sonra Bankaya gidip çekersin; sonra da alıp yakarsın o kahrolası fotografları…”

-“Sagol baba. Eeee. Şey…Bi de kürtaj için 2 milyara ihtiyacım var…” Adam artık iyice fenalaşır. Boğuk bir sesle konusur:

-“Kürtaj mi? Bi de hamile mi kaldın o çocuktan sen?…”

-“Aslında ondan degil… Zenci bi çocuk vardı…Zaten o yüzden ayrılıyoruz ya….”

Adam bayılmak üzeredir. Nabzı yükselir, tansiyonu düşer, artık inleyerek konusmaktadir:

 -” Biz seni oraya okumaya yollamıştık. Sen ne haltlar çevirmissin. Allah’ım. Nedir bu başımıza gelenler…Okulu bititir bitirmez Ankara’ya dönüyorsun, yoksa kırarım bacaklarını…”

 -“Istersen hemen dönebilirim babacıgım. Ben geçen yil okuldan atıldım çünkü…”

 Adam masanın üzerindeki soğuk su dolu sürahiyi başından aşagıya devirir ve ancak bu şekilde konusmasını sürdürebilir:

-“Okuldan mı atildın? Hani birlikte avukatlık yapacaktık, zilli?…Eh ulan? Sen hele bi gel buraya. Ben sana yapacagımı bilirim. Evden dışarıya adım attırmıycam sana. Ilk isteyenle de evlendiricem….”

-“O is zor be baba. Biliyorsun, moda oldu, artık evlenmeden önce eşler birbirlerinden sağlık raporu istiyorlar… Pek iyi bi rapor sunacagımı zannetmiyorum ben…”

-“Allah’ım, çıldıracagım… Bir de cinsel hastalıklar haaa…..Kesin o zencidendir…”

 -“Çok pis arkadasları vardı. Bilmem artık hangisinden kapmışımdır…”

Güm diye bir ses duyulur. Adam kısa bir süre için kendinden geçmiştir; ancak hemen kendisini toparlayıp tekrar telefonu alır.

 -“Hemen bu aksam dayını yolluyorum oraya. Seni alıp gelecek. Adresini ver bakıyım…”

-” Mahmutpasa Karakolu’ndayım… Gelirken kefalet için de biraz para getirsin yanında…”

-“Karakol mu?…Bi de karakola mı düştün layyynnn? Ne yaptın?….”

 -“Dün kafam çok bozuktu, çok içmişim. Araba kiralayıp dolaşmaya çıktım. O kafayla Arnavutköy’de kokoreççi dükkanına girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralık araba firmasina biraz para vermek gerekir sanırım…” Adam artık iyice fenalasmıştır. Hatta fenalaşmak ne kelime; adeta kahrolmuştur. Telefonda kısa bir sessizlik olur.

 Kız tekrar konusmaya başlar:

-“Babacığım. Sakin üzülme. Bütün bunlar bir sakaydı. Ben sadece sınıfta kaldıgımı söylemek için aramıstım…” Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykırır:

-“Canı sağlsun be güzelim, bosveeerrr. Okul da neymis? Hiç mühim degil, tatlı canın  sagolsun senin….”

Baba’nın kasaba gidip sinirlerini aldırdığı yönünde bir şüphem var! (:

Alıntı…

* * *

Üzüntü-sevinç, gülmek ya da gülmemek; omuzlarımızın yükü, olgunluğumuzun bedeli olsa da hayata tutunalım. 

Herkesten önce kendimizi sevip, kendimize saygı duyalım… Ve sonra sevdiklerimize karşı ılımlı-anlayışlı-düşünceli olalım…

Mutlu ve Hoşça Kalınız…

 

Sohbete katılın

5 yorum

  1. Anca bu kadar trajikomedi olurdu.Babaya yapılan şakanın haddi hesabı yok.Heleki bizim ülke de cinayetle biter bu şakanın sonu. Adama pess doğrusu.

  2. baba iyi sabretmiş canım yaaa gerçekte böyle bir şey olsa daha ilk durumdan evlatlıktan reddedilir ya da cinayetle biterdi iş.

  3. Kesinlikle Epru’cum sonu cinnet süsü ile “cinayet” Şakacı kızımız global bir konuşma yapmış babacığı ile yazılan- çizilenlerin hepsi yaşanıyor, yaşanıyor da hepsi bir arada olmuyor. 🙂 Bu dialog 10 baba- 10 kız mevzusuna genel bakış olmuş. Teşekkür ederim, ilgin için. Öperim çook…

  4. 2 tane kızım var okula mokula göndermem demeye başlamıştım 🙂 ödümü patlattınız Allah müstakınızı versin emi:)

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir