Yalan, Yalanları Doğurur!..

Nida 02 Ocak 2013 3
Yalan, Yalanları Doğurur!..

Kimilerinde bir hastalık…

Kimilerinde ise ertesi günün pişmanlığı…

Kimi söylediklerine, kimi yaptıklarına yanar…

Bir de; böylesi çirkin eylemi yaşayanlar yanar…

Ankaralı hemşehrim Mücahit amca ile Didim’de bir mekanda rastladık. Aslında birden bire değilde kendi kızının başına gelenleri anlatması sonucu muhabbetimizin yönü değişti. Yetmiş beş seneyi deviren Mücahit amcanın derin bir ‘ah çekişi’  o sessiz dalışında ki derin anlam…

Sözcükler tek bir solukta ağzından döküldü. Ancak kızının başına gelenleri burada yazmayı hiç düşünmedim. Kahvemizi yudumladık. İlk yalan… dedi. Başladı anlatmaya…

Habil ve Kabil kardeşler arasında yaşanan geçimsizlik, kıskançlık insanoğlunun yeryüzünde varoluşundan bu yana iç ve dış dünyasının örtüşmesi ile süre gelen bir başlangıçtı; YALAN…

Bu iki kardeşin aynı kıza aşık olmaları, aralarındaki husumetin fitilini iyice ateşlemişti. Bu duruma çok üzülen baba ne yapacağını bilmez halde her geçen gün mutsuz olmaktaydı.

Baba son çare olarak iki kardeşten Allah’a birer kurban kesmelerini istedi. Kimin kurbanı değerli kılınırsa kız ile evlenme hakkına sahip olacaktı. Beklenen gün geldi ve kurbanlar seçildi. Habil’in kurbanı kabul görürken kabilin kurbanı kabul edilmemişti. Kısa zaman sonra Habil ağabeyi Kabil’in kendisine zarar vereceğini anlamıştı. Vazgeçirmek için çaba göstermeye başlamıştı. Ancak çabaların sonuç vermediğini anlayan Habil ağabeyi Kabil tarafından öldürüleceğini anlamıştı. Çok geçmeden Kabil kardeşi Habil’i ıssız bir yere götürür ve öldürür. Kardeşini öldüren Kabil eve döndüğünde babası Habil’in nerede olduğunu sorar Kabil cevaben – “Nereden bileyim onun bekçisi miyim” diyerek YALAN söyler. Böylece insanlık tarihinin ilk yalanı da söylenmiş olur…

Yaşanılan olayda geçen isimlerin hiçbir önemi yoktur. Aslolan o kısacık, dakikalık anda söylenenlerin bir gün fark edildiğinde kalıcı hasar bırakmasıyla oluşan güvensizlik…

Yalan söylemek çirkin, ayıp ve kalpleri karartan bütün kötülüklerin başı olarak bilinirdi… 

Ne var’ki yalan artık hayatımızın bir parçası haline geldi. Yediğimiz ekmek, içtiğimiz su gibi yalanların havada uçtuğu zamanı yaşıyoruz. Her şey ortadadır yalan söylediğinizde ama yinede söylersiniz. Yalanlarınızın ortaya çıkması sizi hesap vermek zorunda bırakabilir. Yalan söylemeye cesaret edenler için çokta önemli değildir. Bir başka yalanla ört bas etmeyi de bilirler… 

Bizler ise karşımızdaki kişinin yalan söylediğine şahit olduğunuzda tepki göstermiyoruz. Önemsemiyor olsak da inciten belki de çok acıtan yalanlar olabilir. Yalanlara alıştığımız yetmiyormuş gibi bizi üzen yalanlara sabır göstermeyi öğrendik. Daha doğrusu toplum olarak yalana alıştık. Bunların yanı sıra palavraya ve külhanbey tavırlara da alıştık… 

Dünya giderek kirleniyor. Tek yaptığımız şey hayatı kovalamak, kovalamak, kovalamak ve sonrasında kovalanmak… Yalansız bir dünya için ele ele verelim diyeceğim ama biliyorum ki saçmalamış olacağım…

Nahoş olsa da “Beyaz yalan değil mi?.., Nasılsa anlamayacaktır!..” gibi rüyalara devam edelim…
Sessiz çığlığımı duyan var mı? Üç beyazdan uzak duralım!.. kategorisine bir yenisi yüzyıllar önce eklenmiş meğer…
 
Sessiz Nida ‘larımla: Beyaz yalandan uzak duralım!..

3 Yorum »

  1. SalihNo Gravatar 03 Ocak 2013 at 21:51 - Reply

    hayatımda hiç yalan söylemedim 🙂

    • NidaNo Gravatar 04 Ocak 2013 at 10:25 - Reply

      heheh (: yorumunda yalan mı sezdim ne?!..

  2. MELİKENo Gravatar 04 Aralık 2014 at 20:23 - Reply

    sağolun :))

Cevap yaz »