Heyecanımızı ve mutluluğumuza şahit olanlar bilir. Ancak burada yazıyor olmakta heyecanımın bir etkisi… 🙂

Anne ve baba ocağında başlar anlam dolu güzel günler…

Sevgimizi, mutluluğumuzu, hüzünlerimizi, kızgınlığımızı, kırgınlığımızı nefes alışımız boyunca acısıyla ve tatlısıyla her anımızda o günleri; tatlı sohbetler eşliğinde anımsarız…

Aslolan GEÇMİŞ, aslında bizden GEÇMEMİŞ…

Geçmişe baktığımda, görüyorum ki, önceki yazılarımda nişanımız hakkında bilgiler aktarmışım. Şu anki yazacaklarımı gelecekte belkide çocuklarımla ve eşimle birlikte okuyacağız…

Dünyaya gözlerimi açtığım andan itibaren gün be gün hayatıma anlam katan sevdiklerim ve sevenlerim ile birlikte büyüyorum… Çok zor insanın kendisini anlatması aslında… Ama bir yerden başlamak gerek sanki…

Evli, Mutlu, Huzurlu, … (noktalı kısımlarıda ileride çocuklarımla ilgili dolu dolu yazmayı ümit ediyorum…)
 
Herşey Sezen Aksu’nun ‘Hoşgeldin’  şarkısı ile başladı.
 
“Seyirlik değil, ömürlük olsun!..” 
 
 Sıcacık gönüllerde pırıl pırıl ömür diliyorum. Bize… ♥
 
 
Farklı şehirlerde olmamızdan dolayı, iş yerimden ayrılmadan önce nikah günümüzü ön tarihe almamız gerekiyordu.Aralık ayının ilk haftası… Sevgili eşim ile birlikte nikah tarihimiz hangi gün olsa diye düşünüyorduk. Ofiste çalışırken, masamın üstündeki takvim günlerce elimden hiç düşmedi… Gözüm hep 12 rakamında… Acaba o güne kadar işlemleri tamamlayabilecek miyiz, acaba  diye diye kolları sıvadık. Herşey birden bire gelişti ve başardık. Belkide gözümüzde büyüttüğümüz işlemleri 2  saat içerisinde bitirdik.
Geleneksel her yıl, gün-ay-yıl tarihlerinde peşi sıra rakamsal uyumunu haberlere gündem olmasıyla ya da tanıdıklarımızın nikah tarihlerine, mutluluklarına şahit oluyordum. 

Planlarımızda illaki 12.12.12 olsun diye ısrarcı bi tavrımız olmadı… Çünkü, hayatımızı birleştireceğimiz o gün zaten bize çok anlamlar katacaktı. Fena da olmadı hani…

Altı kişilik çekirdek ailemiz koskocaman, geniş bir aile oldu…

 
 O günden bize kalanlar;

Alçıkaya olma yolunda ilerlerken…

Nikah salonu: Söke- Recep Yazıcıoğlu Kültür Merkezi

Nikah Memuru: Hülya Karagöz

Nikah Şahitlerimiz

Meltem Asar: Lise yıllarımdan bu güne kadar iyi günümde, kötü günümde hep yanımda olan canım biricik dostuma teşekkür ediyorum. 

Tamer Ağaoğlu:Teyze oğlu… Onu anlatmakla bitiremem tabii ki… Ama böylesi güzel günün mimarı desem sanırım anlatmış olurum…  Teşekkürler Tamoşummmm…

Heyecanımıza ortak olmaları yanı sıra tatlı telaş-heyecan eşliğinde nikah memurumuzun nikah defterini yanlış getirmesiyle ve nikah şahidimizin ise  nüfus cüzdanını unutmuş olması, mutlu günümüze damgasını vurdu. Fenada olmadı hani… Salonda en uzun vakit geçiren gelin ve damat biz olduk… Hele bir de sohbetini sevdiğim Hülya Hanımcığım ve misafirlerimiz arasında hoş sohbetler, espiriler havada uçuşurken nasıl memnun olunmaz ki… 😉

 
Bir de hatırladığım gelin buketimi almaya gittiğimiz anda babacığım ve çiçekçi ile arasında geçen dialog;

Çiçekçi: Abi zor bi durum olmalı.  2 kızımız var.  Biri 3, bir diğeri 14 yaşlarında… Nasıl evlendireceğiz diye şimdiden düşünmeye başladık…

Babişkom: Hayırlısı olsun… (Hüzün ve tebessüm eşliğinde ama, sesindeki gurur veririci o sözler ağzından çıktı): bir tane oğlum vardı. 3 tane daha aslan gibi oğlum oldu… 

 

Canım ailem; Allah sizlerin acısını bize, bizlerin acısını size yaşatmasın. Allah analı-babalı-evlatlı ömür boyunca güzel nefes almayı nasip etsin, inşallah… 

 Keyifli ve mutlu geçireceğiniz sevgi dolu bir ömür diliyorum… 

 
  

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir