Warning: Use of undefined constant wp_cumulus_widget - assumed 'wp_cumulus_widget' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /nfs/c10/h08/mnt/175528/domains/nida.web.tr/html/wp-content/plugins/wp-cumulus/wp-cumulus.php on line 375
KOLON KANSERİ TANI NASIL KONUR, HANGİ TETKİKLER YAPILIR? | Nida

Oncelikle hastanın doktora başvurması ve fizik muayene yaptırması gerekir. Daha sonra sırasıyla aşağıdaki testler yapılmalıdır:

  • Dışkıda gizli kan incelemesi,
  • Radyolojik tetkikler (çift kontrastlı kolon grafisi, bilgisayarlı tomografi vb.)
  • Laboratuvar tettikleri (tam kan sayımı, biyokimyasal tetkikler)  Bunların arasında CEA (karsinoembriyonik antijen) tetkiki kolon kanserlerinde kanda yükselebilen ve tanıya yardımcı olan testlerden birisidir.
  • Kesin tanı için endoskopik tetkikler (Rektoskopi, sigmoidoskopi, kolonoskopi) ve biyopsi (Görülen lezyondan parça alınması ve patolog tarafından incelenmesi.)

 

 ONKOLOJİK TEDAVİ

Kalın bağırsak kanserlerinin standart tedavisi cerrahidir, yani tümörlü bölge çevreden bir miktar sağlam doku ve lenf düğümleriyle birlikte çıkarılır. Bu konu çok önemlidir ve hayati önem taşır. Yapılan çalışmalar, onkoloji prensiplerine uygun olarak ve deneyimli cerrahlar tarafından yapılan ameliyatlarının hastanın geleceği açısından en önemli faktör olduğunu gösterir. Kolan kanserinde ameliyattan sonra hastalığın evresine göre ek, koruyucu kemoterapi uygulanır.

Örneğin, tümörün bağırsağa komşu lenf düğmelerine sıçradığı evre III vakalarda adjuvan kemoterepi artık tüm dünyada standarttır. Bu vakalara 6 ay süreli koruyucu kemoterapi uygulanır. Günümüzde bu tedavi ile evre III hastalarının yaklaşık olarak %75 ‘i  kurtarılabiliyor. Rektum kanserlerinde, anüse çok yakın tümörlerde anüsü iptal etmek ve karından dışkılamaya geçmek kaçınılmazdır. Ancak son yıllarda ameliyat öncesi radyoterapi ile birlikte kemoterapi ugyulanması anüsün korunmasını  önemli ölçüde sağlar. Diğer organlara yayılmış (metastatik) hastalarda, hastanın genel durumuna, yaşına, hastalığın yaygınlık derecesine bağlı olarak her üç tedavi yöntemi (cerrahi, kemoterapi, radyotereapi) devreye girebilmekte ve hastaların yaşam süresi uzatılmaktadır. Çok yaygın olmayan metastazlarda (örneğin karaciğerin tek lobunda ise) uygun tedavi ile şifa şansı vardır. Son birkaç yılda bulunan hedefe yönelik yeni biyolojik ilaçlar sayesinde tedavi oranı oldukça artmıştır.

 

Vücudumuz bize emanet. O’na iyi bakın!        

Sağlıklı Günlere…

 

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir